2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası
03 Kasım 2026

Lösemi (kan kanseri):

Lösemi, kemik iliğindeki kan üreten hücrelerin (özellikle beyaz kan hücrelerinin) kontrolsüz ve anormal şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan ve  halk arasında kan kanseri olarak bilinen bir hastalık grubudur.  Çocukluk çağında en sık görülen kanser türüdür.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) GLOBOCAN 2022 verilerine göre, dünya genelinde 0–14 yaş grubunda 64.566 yeni lösemi vakası tahmin edilmiştir. Lösemiler, bu yaş grubunda görülen tüm kanserlerin yaklaşık üçte birini (%31,9) oluşturmaktadır. Ülkemizde de lösemiler, çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık üçte birini oluşturarak önemli bir yer tutmaktadır.

Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısı, hastalığın türüne ve hastaya ait özelliklere göre değişmektedir. Son yıllarda tanı yöntemleri, hastalığa özgü tedaviler ve destekleyici bakım uygulamalarındaki gelişmeler, çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısının artmasına önemli katkı sağlamıştır. Bazı lösemi türlerinde hastaların %80–90’ında uzun süreli hastalıksız dönem sağlanabilmektedir.

Lösemi, özellikle akut türlerinde hızlı ilerleyebilen bir hastalık olduğundan belirtilerin erken fark edilmesi ve tanı sürecinin geciktirilmemesi büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte, löseminin seyri hastalığın alt türüne göre farklılık gösterebilir. Çocuklarda görülen bazı belirtiler lösemiye özgü olmayıp başka hastalıklarda da ortaya çıkabilir. Nedeni açıklanamayan veya uzun süren ateş, solukluk, halsizlik, kolay morarma ya da kanama, kemik ve eklem ağrıları, lenf bezlerinde büyüme gibi bulguların varlığında sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir.

Çocukluk çağı lösemileri başlangıç döneminde belirti verebilir; bazı durumlarda ise belirtiler hafif olabilir veya başlangıçta belirgin olmayabilir. Löseminin belirtiler ortaya çıkmadan saptanması amacıyla genel çocuk nüfusunda rutin olarak önerilen bir tarama testi bulunmamaktadır. Bu nedenle hastalığa ilişkin farkındalığın artırılması, şüpheli belirtilerin dikkate alınması ve gerekli tıbbi değerlendirmeye zamanında başvurulması hayati önem taşır.

 

Tanı:

Çocukluk çağı lösemilerinin erken tanısı amacıyla genel çocuk nüfusuna uygulanması önerilen rutin bir kan testi veya başka bir tarama testi bulunmamaktadır. Belirtisi olmayan çocuklarda nüfusa dayalı lösemi tarama programlarını destekleyen yeterli bilimsel kanıt da mevcut değildir.

Lösemi tanısı, hastalığa işaret edebilecek belirti ve bulguların fark edilmesiyle başlayan klinik değerlendirme süreci sonucunda konulur. Hekim, çocuğun öyküsünü ve muayene bulgularını değerlendirerek gerekli gördüğünde tam kan sayımı ve diğer laboratuvar tetkiklerini ister. Tanının kesinleştirilmesi için klinik bulgulara göre ileri incelemeler ve gerektiğinde kemik iliği değerlendirmesi yapılabilir.

Çocukluk çağı lösemilerinde belirtilerin erken fark edilmesi, sağlık kuruluşuna zamanında başvurulması ve gerekli incelemelerin gecikmeden yapılması büyük önem taşımaktadır. Nedeni açıklanamayan veya uzun süren ateş, belirgin solukluk, halsizlik, kolay morarma ya da kanama, kemik ve eklem ağrıları gibi belirtilerin varlığında tıbbi değerlendirme alınmalıdır. Bu belirtiler tek başına lösemi tanısı koydurmaz; farklı hastalıklarda da görülebilir.

Bu nedenle ebeveynlerin ve bakım verenlerin löseminin olası belirtileri konusunda bilgilendirilmesi, farkındalığın artırılması ve şüpheli durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulmasının teşvik edilmesi, tanı sürecinin gecikmesini önlemeye katkı sağlar.

 

Lösemi belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

·      Kansızlık (anemi) → “Kansızlığa bağlı olarak gelişen solukluk, halsizlik, çabuk yorulma ve çarpıntı”

·      Enfeksiyonlara yatkınlık→“Sık hastalanma, tekrarlayan enfeksiyonlar veya nedeni açıklanamayan/ devam eden ateş”

·      Çeşitli kanamalar→ “(burun kanaması, diş eti kanamaları, cilt altı kanaması gibi), ciltte sık sık çürük/morluk oluşumu, kesik oluştuğunda kanamanın güçlükle durdurulması”

·      İştahsızlık, kilo kaybı

·      Dalak ve/veya karaciğerde büyümeye bağlı olarak karında şişlik veya dolgunluk hissi.

·      Lenf düğümlerinde şişlikler (ciltte ele gelen yumrular) → “Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde lenf bezlerinde büyüme”

·      Kemik ve eklemlerde ağrılar, şişlik ve hareket kısıtlılığı


 

Yukarıda sayılan belirtilerden birçoğunun lösemi dışı herhangi başka bir nedenden de kaynaklanabileceği ve aslında bu ihtimalin daha yüksek olduğu unutulmamalıdır. Ancak, anılan belirtilerin var olması halinde bir hekim tarafından kontrol edilerek olası nedenin saptanması ve tedavinin düzenlenmesi önem arz etmektedir.

 

Tedavi:

Lösemi tedavisi; hastalığın türüne, hücrelerin genetik özelliklerine, çocuğun yaşına, genel sağlık durumuna ve tedaviye verdiği yanıta göre uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak planlanır.

Tedavide başta kemoterapi olmak üzere, hastalığın özelliklerine ve uygunluğa göre hedefe yönelik tedaviler, immünoterapi ve hematopoietik kök hücre nakli gibi yöntemler kullanılabilir. Tedavi yöntemi ve süresi, löseminin alt türüne ve hastanın klinik durumuna göre değişiklik gösterir.

Tedavi sürecinde enfeksiyonların önlenmesi, tedaviye bağlı yan etkilerin yönetilmesi, tedavi yanıtının düzenli olarak değerlendirilmesi ve çocuğun beslenme ile psikososyal gereksinimlerinin desteklenmesi önem taşır. Tedavi tamamlandıktan sonra da hastalığın tekrarlama olasılığının izlenmesi ve geç dönemde ortaya çıkabilecek etkilerin değerlendirilmesi amacıyla düzenli takip sürdürülmelidir.

Tanı yöntemleri, hastalığın biyolojik ve genetik özelliklerine göre tedavi seçimini sağlayan yaklaşımlar ve destekleyici bakım alanındaki gelişmeler, çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısının artmasına katkı sağlamıştır. Günümüzde birçok çocukta uzun süreli hastalıksız yaşam ve tam iyileşme mümkün olabilmektedir.

 

Korunma ve Farkındalık:

Çocukluk çağı lösemilerinin kesin nedeni çoğu vakada belirlenemediğinden, hastalığın tüm vakalarını önlemeyi sağlayan kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bilinen kanserojen etkenlere maruziyetin azaltılması genel sağlığın korunması açısından önemlidir. Benzen gibi kanserojen kimyasallara maruziyetten kaçınılması, iyonlaştırıcı radyasyonun yalnızca gerekli tıbbi durumlarda ve uygun güvenlik önlemleriyle kullanılması ve tütün dumanına maruziyetin önlenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları çocukların genel sağlığını desteklemekle birlikte, belirli genetik hastalıklar veya kalıtsal yatkınlıklar lösemi riskini artırabilir. Bu tür durumlarda gerekli değerlendirme, ilgili uzman hekimler tarafından yapılmalıdır.

Sonuç olarak, çocukluk çağı lösemileri konusunda toplumda farkındalığın artırılması, olası belirtilerin tanınması ve şüpheli durumlarda sağlık kuruluşuna zamanında başvurulması büyük önem taşımaktadır. Ebeveynlerin, bakım verenlerin ve sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesi, tanı sürecindeki gecikmelerin önlenmesine katkı sağlayabilir.

 

Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır!

Belirtileri Fark Et, Zamanında Harekete Geç!